ÖZETLE GAYRİMENKUL
İnşaat ve gayrimenkul sektörleri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %10’luk kısmını karşılık gelmektedirler. Anılan sektörler aynı zamanda istihdam sağlama bağlamında imalat ve ticaretten sonra 3. iş kolu olarak olarak öne çıkmaktadır.
Dünya gayrimenkul servet değeri yaklaşık 400 trilyon dolar, Türkiye içinse bu rakam yaklaşık 4 trilyon dolardır. Saptama yapacak olursak, gayrimenkul servet değeri ulusal ve evrensel ölçekte gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık 4 katına esittir. Anılan servetin %70’i konut, %10’u ticari gayrimenkul, % 10 arsa, %10’u da tarım arazisi şeklindedir. Konut sektörünün en büyük paya sahip olması, artan kentleşme ve konut talep yüksekliği vb. faktörlerle açıklanabilir.
Ülkemizde yıllık bazda yaklaşık 1 milyon bağımsız bölüm, 4 trilyonluk inşaat üretilmektedir. Üretilen değer üzerinden yapılan satış işlemlerinde devlete %4 oranında tapu harç bedeli, yetkin/yetkili gayrimenkul profesyonellerine de %4 hizmet bedeli ödenmektedir.
Hem bireysel yatırımcılar hem de kurumsal aktörler bağlamında düzenli kira geliri, düşük maliyet ve düşük riski önceleyenler konutu, yüksek maliyet ve yüksek riske rağmen yüksek getiri hedefleyenler ise ticari konutu tercih etmektedirler.
Ekonomik gelişmelere bağlı olarak zaman zaman likidite oranı düşük seyretse de yatırım aracı olarak gayrimenkul, kira getirisi, değer artışı ve yatırım çeşitliliği bağlamında önceliğini korumaktadır.
2025-2030 yılları arasında küresel gayrimenkul piyasasının büyümesi beklenmete olup %2 yıllık bileşik büyüme oranı öngörülmektedir. Son tahlilde gayrimenkul, hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için önemli bir servet saklama aracı olmaya devam etmektedir.